22 Eylül 2016 Perşembe

YARIM KALANLAR!!

Merhaba Değerlilerim,
Bugün sizlere yarım kalan kitaplarımı, sevemediğim kitaplarımı anlatacağım. (Ancak bu söyleyeceklerim kitapların berbat veya kötü olduğu anlamına gelmez.)

-BİR TUTAM AŞK
Açıkçası bu kitabı sevmiştim. Ta ki Kerem ve Zeynep birlikte olana kadar. Sevgili olduktan sonra bir sonraki olayın ne olacağını tahmin eder oldum. Bu yüzden kitabın zevki kaçtı. Halbuki aşk romanlarını çok fazla okuyan bir tip değilimdir..

-HIRSIZ (DEX YAYINLARI)
İlk başta baya sarsa da, her Türk yazarlarımızın kullandığı klişe repliğe dönmeye başlamıştı. Lakin şunu söylemeliyim ki distopyası hiçbir Türk yazarın kalkışamadığı doğaüstü konularda olduğu için sadece oradan puan kapmıştı benden.

-ADA
Ya benim IQ seviyem yüksek ya da şu distopya tarzı kitapları beceremiyorlar.. Çünkü aynı sorun bu kitapta da vardı…

-OBSİDİYEN
Kitapta yakaladığım çok çelişki vardı. Mesela;
Ana karakter “Bu yaşıma kadar hiç sevgilim olmadı.” Dese de  30 sayfa sonra
“Bugüne kadar sevgililerimin hiçbiri bana bunu yapmamıştı.” diyor. Açıkçası bu tür çelişkilerden dolayı kitabı sevemedim hatta bir zaman sonra nefret ettim desem yeridir.

-SHERLOCK HOLMES İLK ADIM

Biliyorum ki bunu dediğime şaşıracaksınız ama benim kafam polisiye tarzı şeylere basmıyor. Daha çok başımın ağrımasına sebep oluyor..  Bu kitapta da birden fazla hikaye olunca ölüm gibi geldi bana okuması. O yüzden kitabı okumayı bıraktım. Hatta kitabı yakmayı planlıyorum!

**
Şuanlık sadece bunlar var. Umarım daha fazla olmaz..

SAĞLICAKLA KALIN! -TAVŞAN

20 Eylül 2016 Salı

ÜZGÜNÜM..

  Arkadaşlar sizden çok özür diliyorum. Kabul ediyorum ki burayı ihmal ettim. Ama sorun ki "Neden?" çünkü son 2 ay içerisinde tam 1.5 ay internetim yoktu. Olduğu zamanda tatildeydim o ayrı konu..
  Aşklarım, Sevgi Pıtırcıklarım.
  Bir konuya daha açıklık getirmem lazım ki ben aktif olamayacağım. Malum dersler falandı filandı... Her neyse üzgünüm özür dilerim. Sizi çok seviyorum. Görüşeceğiz inşallah yakın zamanda...

 SAĞLICAKLA KALIN! -TAVŞAN

NOT: Bu videodaki amaç sizi eğlendirmek!!

BİLİNMEYEN BİR KADININ MEKTUBU / YORUM!!

BİLİNMEYEN BİR KADININ MEKTUBU
YAZAR: STEFAN ZWEİG
SAYFA: 55
“Stefan Zweig Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (Brief einer Unbekannten) adlı uzun öyküsünü 1920'li yılların ilk yarısında kaleme aldı. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nun kadın kahramanını sadece uzun bir mektubun yazarı olarak tanıyoruz. Kadının hayatı boyunca sevmiş olduğu erkek için kaleme aldığı bu mektubun "gönderen"inin adı yoktur. Mektubun başında tek bir hitap vardır: "Sana, beni asla tanımamış olan sana". Kadın büyük tutkusunu hep bir "bilinmeyen" olarak, yani tek başına yaşamaya razıdır, bu aşk öyküsünde "taraflar" değil, sadece tek bir "taraf" vardır. Böylesine, gerçek anlamda aşk denilebilir mi? Zweig okurunu, bir kez daha, insan psikolojisinde eşine pek rastlanmayan bir yolculuğa davet ediyor. Bu yeni yolculuğun sonunda "mutlak aşk" kavramının şimdiye kadar bilinmeyen kıyılarına varmayı amaçlamış olması da bir ihtimal!

YORUM;
Psikolojinizi alt üst edecek, sizi bir an güldürüp, bir an ağlatacak aşk kitabı istiyorsanız bu kitap tam size göre! Açıkçası ben bu kitabı okurken bir sürü duyguya girdim. Adamın kadını hatırlamaması beni öldürdü. Kadının adam için kendini parçalaması ama adamın bu yaptıklarının haberi olmaması beni derinden sarstı.
  Sanırım beni sarsan şeyler o kadın kadar olmasa da yaşadıklarımızın bir nevi aynı olmasıydı.

  Arkadaşlar Stefan amca yine döktürmüş. Okuyun, okutturun, okumayanı kınayın. Puanım 5/5!!

13 Temmuz 2016 Çarşamba

TESLA'NIN KUTUSU /YORUM!!


YAZAR: SAMANTHA HUNT

SAYFA: 344

“Samantha Hunt'un romanı Tesla'nın Kutusu, tüm çabalara rağmen unutturulamayan bir dâhiyi anlatıyor. Ölümüne yakın Tesla şöyle diyor: "Bırakın gelecek gerçeği ortaya çıkarsın ve herkesin değerini göstersin. Şimdiki zaman onlara ait; üzerinde çalıştığım gelecek ise, tamamen benim." Gelecek geldi, şimdi Tesla'yı en baştan tanımanın zamanı. Samantha Hunt bir yandan olasılıkla insanlık tarihinin en büyük dehasının akıl almaz hayatını aktarırken bir yandan da yarattığı edebiyat festivaliyle geleceğin en önemli yazarlarından biri olacağının müjdesini veriyor.”

YORUM;

Merhaba değerli okurlarım,

Değişik bir kitapla karşınızdayım. “Tesla’nın Kutusu” gerçekten merak ettiğim bir kitaptı ve indirimde gördüğüm anda “Bu benim olmalı!” diye çığlık attım.. Tesla  gerçekten sevdiğim bir bilim adamı gerek buluşları, gerek sözleriyle, gerek yaşam tarzıyla. Bu kitap hayatını kurgulanmış bir biçimde bizim karşımıza koyuyor. Açıkçası kitabı çok beğendim ama beklentilerimin altında olduğuna da açıklık getirmek isterim. Betimlemeler bazen çok uzun ve sıkıcı bir hal alıyordu. Son birkaç sayfasını kaba taslak okuyup kitabı öyle bitirdim diyebilirim. Ama Tesla’yı okudukça şaşırdım ve obsesif olmasını çok sevdim. Bu yönüyle beni kendine daha çok çekti. Bence Tesla’yı merak eden herkes içinde biraz kurguyla anlatılmış kitabı okumalı. Puanım 5/4.5

11 Temmuz 2016 Pazartesi

1K OLMUŞUZ!


İnanamıyoğğğrrruuum 1k olmuşuz!!! Kaç ay oldu burda olalı ve biz İki Deli olarak 1k yız! Yazıcak hiçbirşey bulamıyorum heyecandan…

Ne diyebilirim ki? Çok teşekkür ederim İki Deli ailesi J Sizi çooook seviyorum!!!

 

SAĞLICAKLA KALIN…

28 Haziran 2016 Salı

YAZMAMA SEBEBİM (KBK)

Uzun süredir yorum yazamıyorum ama gerçekten geçerli bir sebebim var ama bunu anlatsam da yine de bir yararı olmicağına eminim. Herneyse; merak etmeyin yakın zamanda yeni kitap yorumları gelicek. Takipte kalın. 
Seviliyorsunuz.
-KBK

20 Haziran 2016 Pazartesi

AMNEZİ /YORUM!!


YAZAR: JENNİFER RUSH

SAYFA: 320

“Her Şeyi Unutmaya Zorladılar. Ama Asla Unutmayacaklar
Kendine bile güvenemediğinde, kime inanabilirsin?
Anna'nın hayatı sırlarla kuşatılmıştır. Babası Şube'nin son projesi için, çiftlik evlerinin altındaki laboratuvarda, genetiği değiştirilmiş dört çocuğu gözlemleyip üzerlerinde çeşitli testler yapmaktadır. Ciddi mizaçlı Nick, neşeli Cas, zeki Trev… ve Anna'nın kalbini çalan Sam.
Şube, çocukları geri alma vaktinin geldiğine karar verince Sam bir kaçış planı yapar. Onunla gitmek ve güvenli hayatına devam etmek arasında kalan Anna'yı babası kaçmaya zorladığında Sam de genç kızı her ne olursa olsun Şube'den koruyacağına dair söz verir. Ancak bir sorun vardır: Sam ve diğerleri laboratuvardan önceki hayatlarına ve gerçek kimliklerine dair hiçbir şey hatırlamamaktadır.
Hayatta kalmak için, Şube onları yakalayıp geçmişlerini tamamen ellerinden almadan önce tüm ipuçlarını bir araya getirmek zorundadırlar. Üstelik Anna kaçışları sırasında Sam'le birbirlerine tahmin ettiklerinden çok daha fazla bağlı olduklarını keşfedecektir...”

YORUM;

Arkadaşlar fare kovalamacası gibi bir kitap istiyorsanız bu kitap size göre(!) Tanrım o neydi öyle?! Kitap bana işkence çektirdi resmen. Bi kovalamaca bitip, bir diğeri başlıyordu. Bitirene kadar canım çıktı. Yapılacak bir yorum bile bulamıyorum. Olay örgüsü yani konusu gayet güzel ama işler iki de bir başa sarınca insan artık ‘Yeter ulan!’  diye çığlık atmak istiyor. En azından ben öyle oldum sizi bilemem. Gerçekten verdiğim paraya acıdım. Pegasus yayınları lütfen fiyatlarını düşür!!! Bu kitaba puanım 1/5

SAĞLICAKLA KALIN…