22 Eylül 2016 Perşembe

YARIM KALANLAR!!

Merhaba Değerlilerim,
Bugün sizlere yarım kalan kitaplarımı, sevemediğim kitaplarımı anlatacağım. (Ancak bu söyleyeceklerim kitapların berbat veya kötü olduğu anlamına gelmez.)

-BİR TUTAM AŞK
Açıkçası bu kitabı sevmiştim. Ta ki Kerem ve Zeynep birlikte olana kadar. Sevgili olduktan sonra bir sonraki olayın ne olacağını tahmin eder oldum. Bu yüzden kitabın zevki kaçtı. Halbuki aşk romanlarını çok fazla okuyan bir tip değilimdir..

-HIRSIZ (DEX YAYINLARI)
İlk başta baya sarsa da, her Türk yazarlarımızın kullandığı klişe repliğe dönmeye başlamıştı. Lakin şunu söylemeliyim ki distopyası hiçbir Türk yazarın kalkışamadığı doğaüstü konularda olduğu için sadece oradan puan kapmıştı benden.

-ADA
Ya benim IQ seviyem yüksek ya da şu distopya tarzı kitapları beceremiyorlar.. Çünkü aynı sorun bu kitapta da vardı…

-OBSİDİYEN
Kitapta yakaladığım çok çelişki vardı. Mesela;
Ana karakter “Bu yaşıma kadar hiç sevgilim olmadı.” Dese de  30 sayfa sonra
“Bugüne kadar sevgililerimin hiçbiri bana bunu yapmamıştı.” diyor. Açıkçası bu tür çelişkilerden dolayı kitabı sevemedim hatta bir zaman sonra nefret ettim desem yeridir.

-SHERLOCK HOLMES İLK ADIM

Biliyorum ki bunu dediğime şaşıracaksınız ama benim kafam polisiye tarzı şeylere basmıyor. Daha çok başımın ağrımasına sebep oluyor..  Bu kitapta da birden fazla hikaye olunca ölüm gibi geldi bana okuması. O yüzden kitabı okumayı bıraktım. Hatta kitabı yakmayı planlıyorum!

**
Şuanlık sadece bunlar var. Umarım daha fazla olmaz..

SAĞLICAKLA KALIN! -TAVŞAN

20 Eylül 2016 Salı

ÜZGÜNÜM..

  Arkadaşlar sizden çok özür diliyorum. Kabul ediyorum ki burayı ihmal ettim. Ama sorun ki "Neden?" çünkü son 2 ay içerisinde tam 1.5 ay internetim yoktu. Olduğu zamanda tatildeydim o ayrı konu..
  Aşklarım, Sevgi Pıtırcıklarım.
  Bir konuya daha açıklık getirmem lazım ki ben aktif olamayacağım. Malum dersler falandı filandı... Her neyse üzgünüm özür dilerim. Sizi çok seviyorum. Görüşeceğiz inşallah yakın zamanda...

 SAĞLICAKLA KALIN! -TAVŞAN

NOT: Bu videodaki amaç sizi eğlendirmek!!

BİLİNMEYEN BİR KADININ MEKTUBU / YORUM!!

BİLİNMEYEN BİR KADININ MEKTUBU
YAZAR: STEFAN ZWEİG
SAYFA: 55
“Stefan Zweig Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (Brief einer Unbekannten) adlı uzun öyküsünü 1920'li yılların ilk yarısında kaleme aldı. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nun kadın kahramanını sadece uzun bir mektubun yazarı olarak tanıyoruz. Kadının hayatı boyunca sevmiş olduğu erkek için kaleme aldığı bu mektubun "gönderen"inin adı yoktur. Mektubun başında tek bir hitap vardır: "Sana, beni asla tanımamış olan sana". Kadın büyük tutkusunu hep bir "bilinmeyen" olarak, yani tek başına yaşamaya razıdır, bu aşk öyküsünde "taraflar" değil, sadece tek bir "taraf" vardır. Böylesine, gerçek anlamda aşk denilebilir mi? Zweig okurunu, bir kez daha, insan psikolojisinde eşine pek rastlanmayan bir yolculuğa davet ediyor. Bu yeni yolculuğun sonunda "mutlak aşk" kavramının şimdiye kadar bilinmeyen kıyılarına varmayı amaçlamış olması da bir ihtimal!

YORUM;
Psikolojinizi alt üst edecek, sizi bir an güldürüp, bir an ağlatacak aşk kitabı istiyorsanız bu kitap tam size göre! Açıkçası ben bu kitabı okurken bir sürü duyguya girdim. Adamın kadını hatırlamaması beni öldürdü. Kadının adam için kendini parçalaması ama adamın bu yaptıklarının haberi olmaması beni derinden sarstı.
  Sanırım beni sarsan şeyler o kadın kadar olmasa da yaşadıklarımızın bir nevi aynı olmasıydı.

  Arkadaşlar Stefan amca yine döktürmüş. Okuyun, okutturun, okumayanı kınayın. Puanım 5/5!!

13 Temmuz 2016 Çarşamba

TESLA'NIN KUTUSU /YORUM!!


YAZAR: SAMANTHA HUNT

SAYFA: 344

“Samantha Hunt'un romanı Tesla'nın Kutusu, tüm çabalara rağmen unutturulamayan bir dâhiyi anlatıyor. Ölümüne yakın Tesla şöyle diyor: "Bırakın gelecek gerçeği ortaya çıkarsın ve herkesin değerini göstersin. Şimdiki zaman onlara ait; üzerinde çalıştığım gelecek ise, tamamen benim." Gelecek geldi, şimdi Tesla'yı en baştan tanımanın zamanı. Samantha Hunt bir yandan olasılıkla insanlık tarihinin en büyük dehasının akıl almaz hayatını aktarırken bir yandan da yarattığı edebiyat festivaliyle geleceğin en önemli yazarlarından biri olacağının müjdesini veriyor.”

YORUM;

Merhaba değerli okurlarım,

Değişik bir kitapla karşınızdayım. “Tesla’nın Kutusu” gerçekten merak ettiğim bir kitaptı ve indirimde gördüğüm anda “Bu benim olmalı!” diye çığlık attım.. Tesla  gerçekten sevdiğim bir bilim adamı gerek buluşları, gerek sözleriyle, gerek yaşam tarzıyla. Bu kitap hayatını kurgulanmış bir biçimde bizim karşımıza koyuyor. Açıkçası kitabı çok beğendim ama beklentilerimin altında olduğuna da açıklık getirmek isterim. Betimlemeler bazen çok uzun ve sıkıcı bir hal alıyordu. Son birkaç sayfasını kaba taslak okuyup kitabı öyle bitirdim diyebilirim. Ama Tesla’yı okudukça şaşırdım ve obsesif olmasını çok sevdim. Bu yönüyle beni kendine daha çok çekti. Bence Tesla’yı merak eden herkes içinde biraz kurguyla anlatılmış kitabı okumalı. Puanım 5/4.5

11 Temmuz 2016 Pazartesi

1K OLMUŞUZ!


İnanamıyoğğğrrruuum 1k olmuşuz!!! Kaç ay oldu burda olalı ve biz İki Deli olarak 1k yız! Yazıcak hiçbirşey bulamıyorum heyecandan…

Ne diyebilirim ki? Çok teşekkür ederim İki Deli ailesi J Sizi çooook seviyorum!!!

 

SAĞLICAKLA KALIN…

28 Haziran 2016 Salı

YAZMAMA SEBEBİM (KBK)

Uzun süredir yorum yazamıyorum ama gerçekten geçerli bir sebebim var ama bunu anlatsam da yine de bir yararı olmicağına eminim. Herneyse; merak etmeyin yakın zamanda yeni kitap yorumları gelicek. Takipte kalın. 
Seviliyorsunuz.
-KBK

20 Haziran 2016 Pazartesi

AMNEZİ /YORUM!!


YAZAR: JENNİFER RUSH

SAYFA: 320

“Her Şeyi Unutmaya Zorladılar. Ama Asla Unutmayacaklar
Kendine bile güvenemediğinde, kime inanabilirsin?
Anna'nın hayatı sırlarla kuşatılmıştır. Babası Şube'nin son projesi için, çiftlik evlerinin altındaki laboratuvarda, genetiği değiştirilmiş dört çocuğu gözlemleyip üzerlerinde çeşitli testler yapmaktadır. Ciddi mizaçlı Nick, neşeli Cas, zeki Trev… ve Anna'nın kalbini çalan Sam.
Şube, çocukları geri alma vaktinin geldiğine karar verince Sam bir kaçış planı yapar. Onunla gitmek ve güvenli hayatına devam etmek arasında kalan Anna'yı babası kaçmaya zorladığında Sam de genç kızı her ne olursa olsun Şube'den koruyacağına dair söz verir. Ancak bir sorun vardır: Sam ve diğerleri laboratuvardan önceki hayatlarına ve gerçek kimliklerine dair hiçbir şey hatırlamamaktadır.
Hayatta kalmak için, Şube onları yakalayıp geçmişlerini tamamen ellerinden almadan önce tüm ipuçlarını bir araya getirmek zorundadırlar. Üstelik Anna kaçışları sırasında Sam'le birbirlerine tahmin ettiklerinden çok daha fazla bağlı olduklarını keşfedecektir...”

YORUM;

Arkadaşlar fare kovalamacası gibi bir kitap istiyorsanız bu kitap size göre(!) Tanrım o neydi öyle?! Kitap bana işkence çektirdi resmen. Bi kovalamaca bitip, bir diğeri başlıyordu. Bitirene kadar canım çıktı. Yapılacak bir yorum bile bulamıyorum. Olay örgüsü yani konusu gayet güzel ama işler iki de bir başa sarınca insan artık ‘Yeter ulan!’  diye çığlık atmak istiyor. En azından ben öyle oldum sizi bilemem. Gerçekten verdiğim paraya acıdım. Pegasus yayınları lütfen fiyatlarını düşür!!! Bu kitaba puanım 1/5

SAĞLICAKLA KALIN…

KÖTÜ KIZLAR ÖLMEZ /YORUM!!


YAZAR: KATİE ALENDER

SAYFA SAYISI: 288

Alexis sorunlu lise yılları geçiren tipik bir öğrenci olduğunu düşünüyordu. Problemli evlilikleriyle uğraşan bir aile, oyuncak bebeklerine kafasını takmış on iki yaşında bir kız kardeş ve kendisinin anti-sosyal, anti-ponpon kız tutumu…

Kız kardeşlerin birbirine yakınlaşmasını sağlayan bir olay sonrasında Alexis, sorunlu hayatının tehlikeli sulara doğru hızla kaydığını fark etmişti. Kız kardeşi Kasey her zamankinden de tuhaf davranıyordu: Mavi gözleri bazen yeşeriyor, oldukça eski kelimeler kullanarak konuşuyor, hatta zaman zaman kendindent geçiyordu ve bu tuhaf davranışlarının farkında bile değildi. Oturdukları eski evde de garip şeyler oluyordu: kapılar kendi kendine açılıp kapanıyor, yanmayan ocakta duran su kaynıyor ve fişe dahi takılmamış havalandırma evi buz gibi yapıyordu.

Alexis tüm bunların kendi aklının bir oyunu olduğuna inanmak istiyordu ama basit yanılsamalar olarak düşündüğü bu olaylar giderek ailesi, kendisi ve öğrenci başkanıyla arasında tomurcuklanmaya başlayan ilişki için tehdit oluşturmaya başlamıştı. Alexis, Kasey’i durdurabilecek tek kişiydi ama ya, bu yeşil gözlü kız artık Kasey değilse?”

YORUM;

Böyle bir kitabı daha önce nasıl almamışım ben?!?!?!? Allah’ım hem tırstım hem de bağımlısı oldum.

İlk başlarda kitabı okurken anlamak konusunda biraz güçlük çektim. Çünkü bazı fotoğrafçılık konusunda terimler vardı ki bende sadece resim çekmeyi bilen cahillerdenim… Kitabı okurken baya gerildim ve heyecanlandım. Normalde psikopatımdır bu konularda vahşet gibi şeyleri severim. Ama işler 3 harfli amcalara gelince azcık tırsma yaşıyorum. Yazarın gerçekten güzel bir hayal gücü var. Fakat her korku filminin değişmeyen unsurunu kullanmış. O da; şatoya benzeyen ev. Aslında bir değişiklik yapıp farklı bir ortam kullanabilirdi. Tek kaybettiği unsur bu oldu bende. Okumanızı tavsiye ettiğim kitaplardan biri bu kitap ama 3 harfli amcalardan korkarım derseniz okumayın çünkü uykularınızı kaçırabilecek bir kitap. Bu kitaba puanım 4/5
SAĞLICAKLA KALIN...

31 Mayıs 2016 Salı

AV/YORUM

İki gün önce yalvar yakar aldığım bu mükemmel kitap çoğunuza sıkıcı gelebilir. Ben her sayfasında ayrı keyif aldım. Bence devam kitabı var-OLMALI-
Omega denen günde elektromanyetik radyasyon patlaması elektronik her şey yanıp kül olmuştur. Ve çocukların hepsinde bir kusur vardır. ya bir parmakları eksik ya da fazla, ya bir bacakları diğerine bakarak kısa,...
 Özgürlük kampındaki erkeklerin anneleri fazla radyasyon yüzünden doğumdan sağ çıkamamıştır. Ve Özgürlük Kampı da bu çocuklara barınacak yer ve bir yaşam sunuyor. Kızların bulunduğu kampta ise işler tamamen farklı. Kızların bulunduğu kampta ikiz olarak gelen kızlara bir şeyler oluyor. Özgürlük kampındak erkekler orayı yuvaları olarak görüyorlar.
Ta ki Kim olduğu ve nerden bilindiği bilinmeyen bir genç Su Yok adını verdikleri bir yerde bulunana kadar. Her iki kamptaki gençlerin de hayatları bu gence bağlı olabilir mi?
Yine de okumak size kalmış.

28 Mayıs 2016 Cumartesi

YARATICI/YORUM



İndirimle 21 liradan 9 liraya düştüğüne görünce direk sarılıp satın aldım kitabı.
Benim huyumdur, ilk kitabın arkasını okuyup son sayfasına bakıp sonra satın alırım. Bunda da her zamanki rutinimi yaptım ve aldım.
Eve gelmeden okumaya başladım ve ilk sayfadaki o biraz gizemliliği ilgimi çekmişti.
Fazla uzattım tamamm..
Yoruma gelelim.

Karakterimiz Adelice 8 yaşında yeteneğini keşfetmişti. Ama ailesi onun bu yeteneğini sürekli saklamaya çalıştılar. Yeteneğini belli etmemesini öğrettiler. Yeteneği dokumayıdı. Tüm yaşamlar, ölümler, hva olayları....... hepsi dokuyucular tarafından var ediliyordu.
Dokuyucular sadece genç kızlardan çıkabiliyor ve dokuyucuların sosyal düzey olarak diğer çoğu kişiden daha avantajlı olduğunu söyleyebilirim.
Beklemediğiniz anda beklemediğiniz şeyler çıkarmayı iyi becermiş yazarımız. Devam kitaplarını alıp okuyacağıma kendi kendime söz verdim.
Kesinlikle okumanız gereken bir kitap.
Seviliyorsunuz...

19 Mayıs 2016 Perşembe

SEN BENİM DİĞER YARIMSIN /YORUM


 
YAZAR: HOLLY BOURNE

SAYFA: 535

“GERÇEK AŞKIN KARŞISINDA KİM DURABİLİR?”

Merhaba şekermi şeker okuyucularım! İlk defa tam vaktinde kitabı bitirdim ve ilk defa tam vaktinde giriyorum. (Kıyamet kopacak kesssiiiiin!!!) Neyse arkadaşlar ben yorumuma başlayım..

Öncelikle kitabı büyük heveslerle almayın. –distopya okuyucuları için söylüyorum- Kitap bana çerez gibi geldi. Klasik aşk romanlarından biri. Basit ve sade bir dille yazılmış. Bir olay yaşanırken sonrasında neler olabileceğini tahmin edebiliyorsunuz. Konusundan bahsetmicem okumak isteyenler alsın okusun. Lakin dediğim gibi çerez gibi bir kitap. Genç-yetişkin romanından çok sadece gençlere yönelik bence. Kitaba puanım 2/5.

HERKESİN GENÇLİK VE SPOR BAYRAMINI KUTLARIM!!

SAĞLICAKLA KALIN! -TAVŞAN

16 Mayıs 2016 Pazartesi

SATRANÇ YORUM!


YAZAR: STEFAN ZWEİG
SAYFA: 71

“İNSAN BEKLER, BEKLER, BEKLER. ŞAKAKLARINI ZORLAYANA DEK DÜŞÜNÜR, DÜŞÜNÜR, DÜŞÜNÜR.”

Evvet sevgili okurlarım uzun bi aradan sonra tekrar sizinleyim. Lütfen bana tavır takınmayın. İstatistikler biraz aşağıya düşmüş blog biraz cansız kalmış gördüğüme göre ama şunu söyleyeyim emin olun çok yoğunum. Yine de sizi boşladığımdan ötürü çok özür dilerim. L

Yoruma gelirsek;

Kitap çok güzel çok hoşuma gitti. Her sayfasını büyük bi hevesle okudum bittiğinde kendimi boşluktaymış gibi hissettim açıkçası. Konusundan bahsetmeye kalkarsam çok spoi vermiş olacağım o yüzden bahsetmiyorum. Bu kitap yazarın son kitabı olduğu için sanki sonunu aceleye getirmişte nasıl biterse bitsin düşüncesine girmiş gibiydi.

Stefan Zweig bu kitaptan sonra karısıyla birlikte intihar etmiş arkadaşlar.  

Ama şu kadarını söylemeliyim ki bu kitabı okuyun okutturun hatta kötü yorum yapanları sakın dinlemeyin boşverin. Siz yine de okuyun.

(Bi kaç gün sonra re-read yapıcam bu kitabı.)

 SAĞLICAKLA KALIN..! -TAVŞAN

8 Mayıs 2016 Pazar

TELEPATİ SERİSİ/YORUM

Hızımı alamıyorum şuan....

Bahsediceğim seri biraz düşündürücü ve oldukça heyecanlı. Okurken zaman kavramınızı yitiriyorsunuz ve bambaşka bir açıdan bakıyorsunuz. 

Karakterlerimiz Jenny ve Alex küçüklüklerinden beri diğer çocuklardan farklıydılar. Birbirleriyle nöbet geçirip bayıldıklarında iletişim kurabiliyorlar. Biri Avustralya'da biri İtalya'da yaşıyor. Bir süre sonra anlaşıp buluşmaya karar veriyorlar. Alex Avustralya'ya sırf Jenny'i görmek için gidiyor. 

Ama bir sorun var...

İkisi de orda olmalarına rağmen birbirlerini göremiyorlar. İşte tam olarak burda hikayemiz başlıyor. 

Ya Jenny ile Alex aynı Dünya'da yaşamıyorlarsa?
Belki de hepsi kafalarındaki birer kurmacadır?

Kim bilir....

O zaman buyrun sizi Alex ve Jenny nin baş döndürücü ve bir o kadar da heyecan dolu dünyasına konuk ediyim. Emin olun sayfalarında geçirdiğiniz her saniyeden keyif alacaksınız.....

MERLİN/YORUM

Bu benim ilk kitap yorumum olucak. Belirtmeliyim ki fantastik-bilim kurgu tarzı kitaplar okurum. Bu kitap da yaklaşık iki ay önce bitirdiğim kendine aşık edip devamını bir dizi tadında veren kitaplardan.

Merlin efsanesini bilmeyeniniz yoktur zannımca. İşte bizim o bilge büyücümüzün -Merlin'in- çocukluk yıllarını ele alan yazarımız alışılagelmedik bir şey yapmış aynı zamanda. Çünkü elimizde Merlin'in çocukluğuyla ilgili bilgileri, düşünceler bile yok denecek derecede. 

Yazarımız bizim için gitmiş konuyla alakalı-alakasız tüm kitapları kurcalamış, incelemiz, notlar almış... Ve bizim için bu hikayeyi sıkıcı olmaktan çıkarıp ilgi çekici yapmak için türlü şeyler eklemiş.

Benim bir alışkanlığım vardır; kitapta hoşuma giden yerleri işaretleyip kitabın devamıyla ilgili düşüncelerimi not almak. Bazı yerleri tahmin edilebilir olsa da, içindeki kelt kültürüne ait bazı hikayeler ve efsaneler gerçekten dikkat çekici ve hoş. 

12 kitaptan oluşan bu serinin henüz 1. kitabını okuyabildim. Ama yakın zamanda devam kitaplarını da alıp okumayı planlıyorum. 

Ne diyebilirim....
Okuyup kendiniz karar verin....

SELAMM!

MERHABA SEVGİLİ OKURLAR!

İlk önce kendimi tanıtmama izin verinn..
Ben Kırmızı Bereli Kız. Adımı kullanmicam. Ben Tavşan gibi blog ve kitaplarla haşır neşir olma işine yeni başlamadım. Uzun zamandır kullandığım paranormal ve uzay üstüne bir blogum var. (her ne kadar son birkaç ay ihmal etsem de) Evimin her yanı kitaplarla dolu -yatağımın altından tutun balkondaki fırının üstüne kadar..- Tavşanla uzun zamandır birbirimizi tanıyoruz. 8 yıla dayandı dostluğumuz. Böyle bir blog açtığını duydum ve isterse yardım edebileceğimi söyledim. Gördüğünüz gibi kabul etti ve ben de burdayım. Biliyorum ben onun kadar eğlenceli değilim ki bunu şuan yazdığım bu yazıdan da anlamışsınızdır. Elimden geldiğince kitap yorumlarımı ve önerilerimi sizinle paylaşıcam. Bana "Kırmızı Bereli" demenizi tercih ederim. 
Unutmadan...
Yoyolu kalın.
ziyaret etmek isteyenler için kendi blogum:
majisyengunlugum.blogspot.com.tr

4 Mayıs 2016 Çarşamba

KAĞITTAN KENTLER /YORUM


YAZAR: JOHN GREEN

SAYFA: 313

“KENDİNİ ARARKEN KAYBOLMANIN VE YENİ BİR BAŞLANGIÇLA HAYAT İLE AŞKI KEŞFETMENİN HİKAYESİ”

Quentin Jacobsen tüm hayatını, maceraperestliğin kitabını yazmış Margo Roth Spiegelman’ı uzaktan severek geçirmiştir.

Evvet! Merhaba sevgili okurlarım,

Geciken bir kitap yorumuyla karşı karşıyasınız maalesef. Gönül istiyor ki size tam zamanında yazıyım şu yorumları fakat hesapta olmayan birkaç quiz işin içine girince zamanında yazamadım. Neyse biz yoruma başlayalım.

 

   Aslında bi itirafta bulunmalıyım ki; bu kitabı okumadan önce filmini izlemiştim ve beni hayal kırıklığına uğratacak bir sonla bitmişti. Bu yüzden kitaba ön yargıyla başlamıştım ve anladım ki ön yargıyla başlamam sonuç vermiş gibi. Aynı filmde olduğu gibi kitapta da hayal kırıklığına uğradım. Yazarın üslubu çok güzel çok hoş fakat üzerinde yazmış olduğu olay bana saçma geldi. Olay şu;

Quentin, Margo’yla 2 yaşından beri arkadaş. Ta ki liseye başlayana dek çok yakındılar fakat lisede aralarına soğukluk girdi. Quentin küçüklüğünden beri Margo’dan hoşlanıyordu fakat bunu ona yani Margo’ya söyleyemiyordu. Bir gün lise sondayken Margo küçüklüğünde de yapmış olduğu gibi gece Quentin’ın odasına tırmandı ve ondan bi olay için yardım istedi. Quentin ilk başta kabul etmesede sonradan kabul etmek zorunda kaldı. Yardımının sonunda Margo Quentin’a veda etti. Ama neden? Neden Margo bu yardımdan sonra ortadan kayboldu? İşte Quentin’da Margo’yu bulmak için kendine bu soruları sordu. Ve uzun uğraşlar gösterdi. Peki bulabildi mi? Margo neden gitmişti? Neredeydi? Yoksa ölmüş müydü? Bu soruların hepsi kitapta saklı arkadaşlar.

 

Az önce de belirttiğim gibi benim için kitap hayal kırıklığı ile bitti. John Green için biraz Hafif kalan bir kitap. Aynı yıldızın altında adlı kitabında olayları sanki ben yaşıyormuşçasına okumuştum. Fakat bu kitapta pek fazla o duygu geçmedi. Kabul etmeliyim ki olumlu yönleri de var. Mesela; güzel bir üslubu var. Arada sırada yüzde minik tebessümler yaşatacak olaylar oluyor. Yazarın dili akıcı. Ama dediğim gibi konusu bana göre saçmaydı. Bu yüzden bu kitaba puanım 2/5.
 
SAĞLICAKLA KALIN!

30 Nisan 2016 Cumartesi

HAKKIMDA BİLİNMEYEN 10 GERÇEK!


1.    Yüzme öğretmeniyim. 5-9 yaş arası çocuklara öğretiyorum.

2.    Psikiyatri okumayı planlıyorum.

3.    Hipermetrop’um. Çok küçük puntoları okumaktan nefret ediyorum.

4.    Eskiden kitaplardan nefret ederdim. (Kardeşim olmasa asla sevemezdim.)

5.    Sadece 2 tane kardeşim dediğim insan var.

6.    Dert dinlemeyi çok severim ve akıl veririm. Bu sayede birinin telefonuna psikiyatri olarak kayıtlıyım.

7.    Bir işten çok çabuk sıkılan bir tipim.

8.    Sevdiğim kişiye sadığımdır.

9.    Çabuk bağlanır zor bırakırım. (Yaklaşık 11 aydır sevdiğim biri var.)

10. Pizzadan ölüm derecesinde nefret ederim. (Kardeşim sağolsun ilk defa canımı pizza çektirdi ama sonu hazin bitti. Lavaboyla arkadaş olduk.)

26 Nisan 2016 Salı

MİNİCİK BİLGİCİK!

Merhaba kitap kurtları,

Size küçük, ufak, mini minnacık bir haberim var. Maalesef büyük bir ümitle başladığım kitap hiç hoşuma gitmedi işkence gibi geliyor şuanda okuduklarım.. Galiba bunu bırakıp başka bi kitaba başlayacağım.. L

SAĞLICAKLA KALIN..

24 Nisan 2016 Pazar

Yorum öncesi

Merhaba sevgili okurlarım,

Kusuruma bakmayın kitabı biraz geç bitirdim. Normalde Cuma gününe kadar bitirip akşam yorumunu girecektim ama bazı olumsuzluklardan dolayı yapamadım. İlk başta bu yazıyı okumanızı istedim çünkü yorum sayfasında sadece yorumu yazıcam. Umarım beğenirsiniz ve kitap hakkında düşünceleriniz olur. Kitap yorumum aşağıdaki linkte ↓

                   http://tavsaninkitaplari.blogspot.com.tr/2016/04/ilk-yorum.html

İLK YORUM!!


 YAZAR: VİCTORİA AVEYARD
SAYFA: 388
TÜR: DİSTOPYA, AKSİYON, BİLİM KURGU
“İNSANLARIN KANA GÖRE SINIFLANDIRILDIĞI Bİ DÜZEN…”
“BÜYÜLÜ, TANRISAL YETENEKLERİYLE DİĞERLERİNE HÜKMEDEN GÜMÜŞLER,
ONLARIN GÖLGESİNDE HAYATTA KALMAYA ÇALIŞAN, SIRADAN KIZILLAR…”
“İKTİDAR TEHLİKELİ BİR OYUNDUR.
PEKİ, KAZANMAK İÇİN NE KADAR KAN KAYBETMEK GEREKECEK?”

Evvet değerli, sevgili ve çok sevdiğim okurlarım!
Çok heyecanlıyım ve hesapta olmayan bir durum oldu. (Veli toplantısından yazıyorum bu yorumu.) Yani anlayacağınız hem stres hem de heyecanlıyım. Sonuçlara bakarsak her öğrencinin sevemiceği bir durumla baş başayız.
Kitap yorumuna gelirsek;
Hayatımda bu kadar heyecan verici bir kitap okumamıştım Allah’ım müthiş! Her sayfada bir olayla karşılaştım. Kurgu ve anlatım çok akıcı.
İki ırk, birisi köle birisi soylu. Gümüşlerin himayesinde yaşayan kızıllar. Hayatlarının hiçbir yeri önemli olmayan kızılları reşit olunca asırlardır süren bir savaşa yollayan Gümüşler. Buna hangi kızıl bir son verecek peki? Cevabı belli; Mare Barrow. Aslında bakarsanız amacı bu değildi sadece savaşa gönderilmek istemiyordu. Hayatını reşit olana kadar bir hırsız olarak geçirdi. Ailesini kazandırdıklarıyla yaşattı. Ama bir gece yine hırsızlık yapacağı bir gecede bir adamla karşılaşır. Ve o adam hayatını göze alınamıcak derecede değiştirir… Peki bu değişiklikler ne? İşte o sorunun cevabı bende olmayacak sevgili okurlarım. O sorunun cevabı kitapta saklı…

KİTAPTAN BAZI ALINTILAR:
“O bir prens ve tehlikeli biri.”
“Aklında kızıl. Kalbinde gümüşsün.”
“Bu dünya Gümüş olduğu kadar griydi. Keskin siyah ve beyazlar yoktu.”
“Herkes herkese ihanet edebilir.”
“Herkesi incitiyordum özellikle de kendimi.”

“Herkes özel değildir.”

NOT: Fotoğraf bana ait değildir.

19 Nisan 2016 Salı

AZICIK BİLGİ!


Evvet arkadaşlar merhaba! Azıcık kötü, azıcıkta iyi haberlerim var.

Kötü haberlerden başlasam daha iyi olacak galiba. İlk olarak; ödevlerim fazla olduğundan kitapta pek fazla ilerleyemedim.(Düşünün daha 95.sayfadayım ve bugün 3.günüm..) Ve sizi kötü durumda bırakıcak veya sizin deyiminizle heyecanlandıracak bi durum daha var. O ise; okuduğum kitap yorumunu yazana kadar bende gizli olarak kalacak adı. Daha çok meraklanın istiyorum.

İyi haberler ise; Kitap muhteşem!!! Hatta fevkaladeninde fevkinde diyebilirim. Beklediğimden daha güzel bir kitap çıktığı için çok mutluyum.

NOT: Lütfen bana biriniz post-it aldırmayı unutturmayın her defasında unutuyorum...

Şimdilik bu kadar benden. :)

SAĞLICAKLA KALIN! -TAVŞAN

17 Nisan 2016 Pazar

MERHABA!

MERHABA SEVGİLİ OKURLARIM!

      Öncelikle sayfama bakma ayrıcalığında bulunduğunuz için çok teşekkür ederim. Biraz kendimden bahsedeyim sizlere. Adımın bir önemi yok diye düşünüyorum ama siz illaki bir isime bana hitap etmek istiyorsanız "Tavşan" veya "Rabbit" diyebilirsiniz.
       İlk defa böyle bir işe kalkışıyorum. Aslında bakarsanız acemiyim diyebiliriz.(Aman aramızda kalsın! kimseye çaktırmayın! Şşş) Böyle bir blog açmamın sebebi bazı sayfalardan etkilenmiş olmam ve bu konusunda biraz hırs yapmam oldu.
      Daha yeni yeni kitaplarla zaman geçirmeye başladım. Ne utanç verici bir durum ki kitaplığımda sadece 46 tane kitap var. :( Ama yavaş yavaş bende bir kitap kurduna dönüşüyorum. (YUPİİ)
      Hedefim her hafta 1 kitap okuyup yorumunu buraya yazmak olucak. Ama okuma sürem kitabın kalınlığına göre değişebilir o yüzden pek birşey diyemiyorum.
      Az bir yazı kusura bakmayın. Aklıma geldikçe burada olmaya çalışacağım. Ben yokken sizi en çok sevdiğim dubstep şarkımla yalnız bırakıyorum.

   SAĞLICAKLA KALIN!!